Evet arkadaşlar bu ilk yazım olmakla birlikte sizlerle konuşamamakta olsa sonu mutluyum . Şuan kendimi bir deliden ayırt etmekte zorlanıyorum. Çünkü gece bitti biticek, herkes kan uykuda ve ben oturmuş matematik defterime, edebiyatla ilgili terimlerde yeterli olmasamda sanırım deneme yazıyorum. Aklımda bir ton şey geçti az önce. Ah ah valla ben harcanıyorum burda ha! Kendimi biran yazar olarak gördüm—ne alakaysaartık–. İlginç bir duyguydu. Kuş tüyü olmasada kuş tüyleri desenli yastığımda rahat edemediğimin farkına vardım.—sanırım–. Dün bir arkadaşla konuşuyorduk—tabiki msn de: D. Gençlik işte naparsın. Neyse evlenmek için yeterli yaşta ama …
Dur ne olur gitme yüreğimden Dur ne olur bile diyemeden gittin..Şimdi bilmem kaç zaman sürer bu ayrılığa alışmak..Belki biraz canım yanacak*ilk başlarda kabullenemeyeciğim*zor gelecek nefes almadan yaşamak..
Sen hiç bilmedin nefesim olduğunu*söyleyemedim ki..Nefesimsin diyemedim ki*Şimdi sana kal gitme diyebileyim.Alışmıştım her sabah sesinle uyanmaya*sesimle uyandırmaya..sesini duyunca günüm bir başka güzel oluyor demiştin ya ben her sabah senden önce uyanıpta seni aramaya alıştırmıştım kendimi.
Geceleri olurda rüyalarında görürsün diye geç saatlere kadar telefon sohbetlerini nasıl unuturum şimdi.offf içim daralıyor düşündükçe sensiz geçecek günleri*sesinden yoksun geceleri..alışmak mı çok zor..sevgi aldatmaz ama ya seven aldatırsa …
Gözlerimi açtığımda aklıma düşensin.
Nefes alışlarımda hissettiğimsin.
Yüreğim boşluğa takıldığında sensin hayalinle beni çekip alan,
Bu nasıl anlatılır,yada nerden başlanır bilmiyorum.
Tek bildiğim seninle bir yaşamın içinde nefes alma ihtimalimin olmayışı
İmkansızım diyorum ben sana.
Nasıl can yakan bir ateşse düştüğü yeri delip geçiyor.
Susarak aşıyorum yalnızlığımı.
İmkansızı hayata gömüp,
Rüyalarıma hapsediyorum seni.
Biliyorsun değil mi yaşam devam ettiğince
Seninle aynı gökyüzüne bakamayacağız.
Aynı havayı soluyamayacağız.
Aynı sofrada bir dilim ekmeği paylaşamayacağız.
Gözlerime bakarak seni seviyorum diyemeyeceksin.
Sen bastığın toprağın efendisiyken,
Ben yaşadığım toprağın susuz kalmış bir mezrasında
Yeşeremeyen bir filiz olacağım.
Zamansız vurdu acı,
Zamansız girdi kapımdan hayal.
Gözlerimi kapadığımda biliyorum ki seni görücem.
Ellerimin uzandığı yerde olacaksın biliyorum düşlerimde.
Sevda …
Sen gittiğinde bi çok şeyde senle mutluğum,Gülüşlerim,Sevişlerim,Sana olan aitliğim ve hayatımı hayat yapan bi çok şey…!Kimin olursan ol,Kimle olursan ol yüreğimi bikere teslim ettim sana,Sen benimle olsanda olmasanda…!O yaşanıcak güsel günleri birlikte görmek varken…Ayrı yüreğin benden ayrı mutlulukların tadına bakmış.!Günlük afiyetlerin geçici kalıcılığına kurban ettin bizi…Bense elimde senin için görmezlikten geldiğim bi hayat,ve o hayatın bana getirilerini sensiz kabul etmediğim,boşa harcadığım,harcandığım yanlızlığımla yol aldım ;’Yeni bi Bana’.!
Seveceğini bilseydim,
Yalvarır sana ‘Ne olur dön !’ derdim,
Döneceğini bilseydim,
Yoluna milyonlarca gül sererdim..
Yüreğini yeniden yüreğime katıcağını bilseydim;Yine Deli’n olurdum!Senin olurdum…Sonsuz olurduk…Ama …
Hoşça kal demek istiyorum giderken. Hoşça kal da kocaman bir umut vardır çünkü.
“Sen Hoş kal, ben geleceğim” dir aslında ardına gizlenen.
“Şöyle bir tur atıp geleceğim” dir.
Bir kayboluş değildir Hoşça kal, aksine beş dakika sonra geleceğimdir
ya da beş saat sonra.
Gelirken de tüm umutları çuvalla getirmektir.
Hayatın gülücüklerine ufak bir hüzün eklemektir,
dudağın yarısına tebessümü saklayarak.
Nefes almanın biraz güçleştiğini hissetmek ama hiç durmayacağını bilmektir.
Hoşça kal ağlamaktır koparcasına, sarılmaktır karşındakine.
Çünkü bilinir ki geriye kesin dönüş vardır bir gün.
Aşk bitmemiştir yüreklerde, daha sıcacıktır.
O sıcaklık …
Victor Hugo’dan Juliette Drouet’ye…….
31 aralık 1851
Bütün bu karanlık ve şiddet dolu günler boyunca harikuladeydiniz,Juliette ‘im.Sevgi istedim getirdiniz, sağ olun!Gizlendiğim yerlerde ,sürekli tehlikede beklemekle geçen gecelerin sonunda,kapımda parmaklarınızda titreyen anahtarın sesini duyduğumda,kötülükler ve karanlıklar yok oluyordu;içeriye ışık giriyordu!Çatışmalara ara verildiğinde yanı başımda olduğunuz o korkunç,ama müthiş tatlı saatleri asla unutmamalıyız.O küçük karanlık odayı,tavandan,duvarlarda n sarkan o eski eşyayı,yan yana duran iki koltuğu,masanın bir köşesinde yediğimiz yemeği,getirmiş olduğunuz soğuk tavuğu yaşamımız boyunca unutmayalım;tatlı konuşmalarımızı,okşamalar ınızı,kaygılarınızı,adanm ışlığınızı hep anımsayalım.Beni sakin ve dingin gördüğünüze şaşırmıştınız.Bu sakinlik ve dinginlik nereden geliyor,biliyor musunuz?
Sizden…..
————————————————————————–
Asagidaki satirlar Fransiz tarihinin …
Bu kent! Bu sokaklar!
Gri bir özlem taşıyor kıyıdaki o banklar…
Ahh… Hâlâ esaretin altında bu kent…
Yarım bırakılmış bir besteydin sanki
hiç kimsenin bilmediği.
Hâlâ söyleniyorsun buralarda, melodin hiç dinmedi…
Bilir misin bu kent tepeden tırnağa sen dolu.
Her adımımda, her sokakta sen çıkıyorsun karşıma.
Gün seninle başlıyor bu kentte…
Önce güneş oluyorsun, derken kahvaltım,
müziğim, çantam, saatim… Her şey sen oluyor birden.
Gittiğim kafe, baktığım deniz, yaktığım sigara, her şey sen..
Hâlâ söyleniyorsun dedim ya buralarda, kulağımdaki uğultu sen…
Gözümdeki görüntü sen..
Yüreğimdeki gürültü sen…
Hâlâ esaretin altında bu kent,
burada yaşamak sen… Ve gün senle bitiyor elbet…
Şimdi içimde hazin bir sonbahar gibi soluk …
Bugünde Dün Olduğu Gibi, Yarında Olacağı Gibi
Aklımdasın, Saklımdasın..! Yüreğimin En Derin Yerindesin
Buram Buram Hasret Kokuyor Her Bir Yanım
Özlemin Ağır Geliyor Bedenime
Canımı Yakıyor Nicedir..!
Seni Çok Özlüyorum..
Sen Hiç Sevdin Mi..?
Asla Senin Olmayacak Birini..?
Sen Hiç Görmediğin Birinin Gözlerini
Hergün Her Saat Anımsadınmı..?
Hiç Tutamadığın Elleri Aradın Mı..?
Hiç Koklayamadığın Tenin Kokusunu
Bu Kadar Yürekten Hissettin Mi..?
Hep O Kokuyu Birgün İçine Çekeceğini
Hayal Ettin Mi..?
Bütün İmkansızlıklar İçinde Umut Edebildin Mi..?
Sen Hiç Sevdin Mi Asla Senin Olmayacak Birini..?
Tüm Yüreğinle İstedinmi Asla Olmayacağını Bile Bile…!
Umud Ettinmi Yalvardınmı Allah’a
Bir Tatlı Sözüyle Yüzünde Güller Açtımı..?
En Basit Sözcükler Bile
Sadece Onun Dudaklarında Anlam …
Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez…. Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynıotobüse bindiler. Gençtiler, çok genç… Birbirileriyle konuşacakcesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında…. Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına
geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra…
Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem …
Yüreğimin hecelerini susturmaya çalıştım gece boyunca, ancak hükmedebildim.. (Ya da öyle sandım..)
Kendimle başbaşa kalmaya çalıştıkça, yüzüme vurdu yüzsüzlüğünü hayat.
Bir sahnede rol yapmaktan daha zordu sahnesi…
Perdeler hesapsız açılır kapanırdı…
Dublör yoktu…
Prova yoktu…
Yaşardın olabildiğince…
Nereye olduğunu bilmediğim yollara girmekten korkarak, çaresizliğime yenisini ekledi yeni bir yol!Hayat(mış)..!
Acıya alışmış bir bedenin yüzüne mi vurmak gerek sancılarını tüm kök hücreleriyle..!
Bu yolun ortasında yer almalı ve işime gelmediğinde geri dönmeliyim belki de…
Yorgunlukların, düne benzemesini istemiyorum.
Soğuk odalarda yankılanan isyan sözcüklerini duymak istemiyorum.
Acı istemiyorum…
Kendim için istiyorsam, namerdim!!!
Yine mi?
Kendimi ne kadar arasam, o …

