Birkaç Küçük Latife
Evet arkadaşlar bu ilk yazım olmakla birlikte sizlerle konuşamamakta olsa sonu mutluyum . Şuan kendimi bir deliden ayırt etmekte zorlanıyorum. Çünkü gece bitti biticek, herkes kan uykuda ve ben oturmuş matematik defterime, edebiyatla ilgili terimlerde yeterli olmasamda sanırım deneme yazıyorum. Aklımda bir ton şey geçti az önce. Ah ah valla ben harcanıyorum burda ha! Kendimi biran yazar olarak gördüm—ne alakaysaartık–. İlginç bir duyguydu. Kuş tüyü olmasada kuş tüyleri desenli yastığımda rahat edemediğimin farkına vardım.—sanırım–. Dün bir arkadaşla konuşuyorduk—tabiki msn de: D. Gençlik işte naparsın. Neyse evlenmek için yeterli yaşta ama okumak için küçük olduğumu söyledi. İlginç… 18 yaşını yeni doldurmuş taze körpecik küçücük bir kızım işte—küçüğü abartmıyorum—.
Ona göre 18 yaş çok da küçük değilmiş. Ya bize anlatmıyorlar mı okulda 21 yaşında çıkılıyor ergenlikten diye—ergenlik konularına da girdim sonum ne olur bilemiyorum artık—. Bir insan ergenliği bitirmeden nasıl mantıklı kararlar alabilir ki?—en azından benim düşüncem bu—. Bir diğer konu ise arkadaşlar geçenlerde konuştuğum bir dostum. Bir insan ağzımdan çıkan her düşünceyi nasıl olurda ölüme çevirebilir ya. —Kansızlık var bende diyorum —ben sana bütün kanımı vereyim diyor. —Sen napıcaksın diyorum —ölürüm işte fena mı diyor Ölüm bir kurtuluş mudur? Müslümanız; en azından ülkemizin çok büyük bir bölümü müslimlerden oluşuyor. Müslümanlığın kavradığı inançlardan biri de ölümden sonra da hayat olduğu değil midir? Peki neden ölmek istiyorsunuz ki… Sordum hayatında bir eksikliği mi var? Acaba bi sevgiye mi muhtaç? Yoksa çok mu yalnız? Aldığım cevaplar doğrultusunda anladığım kadarıyla 5 tane idare ettiği sevgilisi de olsa yalnız hemde çok. İnsan bazen yalnızlığın koynuna atar kendini. Kolaya kaçmak mıdır hayat? Yaşamamak daha mı kolaydır sanki. Ölüm, ölüm bir kurtuluş değildir oysa. Eğer yalnızsan daha doğru öyle hissediyorsan istediğin yere git yine yalnızsındır.
Tüm insanlar yalnız doğar yalnız ölür ifadesine bu kadar sığınılmaz ki! Bir kere sen varsın ya hayatta bu hayat sana bahşedilmiş ya onu iyi kullanmalısın. Bazen bir gülücük bile bir hayatın son bulmasını engellemez mi? Mesela insanların sabahları birbirine ufacık bir tebessüm etmesi onların o güne güzel başlamasını sağlamaz mı? Bazen durduğum yerde gülümserim o kadar zorlukların içinde. Sadece bir umut kaplar içimi belki bir çıkış noktası beliriverir birden. İnsan bazen üzülmemek için kendisini zorlamalı. Çünkü üzüntüdür sağlığın en büyük düşmanı. Tansiyon ve şeker gibi bir çok hastalık morale bağlı değil midir? Gülümseyebildiğine sevinmek önemli değil midir? Yüzünden ameliyat olup da gülemeyen insanları düşünmek lazım bence. Hatta belkide göremeyen, duyamayan insanların hayata olan bağlılığını örnek almak lazım… Geçen televizyonda gözleri görmeyen ve mükemmel resim çizin bir adam ile onun yine gözleri görmeyen ve şair eşini gösterdiler. Ne yetenekli bir aile dedim kendi kendime. Çabalamışlar birisi resim çiziyor birisi şiir kaydedip onu okuyor.
Bizim de illa bir yeteneğimiz olması için duyu organlarımızdan birini kaybetmemiz mi gerekir? Neden biz de ölümü seçip hem Allah’a karşı günahkar hem hayata karşı nankör hemde kendimize karşı bu kadar acımasız oluyoruz ki? Yaşamak güzel bir şey. Kaydıraktan kayıp gülüp eğlenen çocuklar, gondola binen gençler, bir parkta elele oturmuş hayatında neler yaşadıklarını hatırlayıp gülümseyen o yaşlı yüreklerden biri olmayalım ki?:) şimdi bir bakınız kendinize neleriniz var hayatta! Elinizdekileri düşünüp sahip olmadıklarını düşünmeyi bırakın…birazcık bardağın dolu tarafını gözetleyin olur mu!!! Hayat var olmağa değer… Tuğba Gül


2011…
Hi there, I found your blog via Google while searching for a related topic, your web site came up, it looks good. I’ve bookmarked it in my google bookmarks….
Tutmayın beni... Yorum yazcam.